Doğumsal boyun kistleri, anne karnındaki gelişim sırasında bazı yapıların veya kanalların beklenen şekilde kapanmamasıyla oluşabilir. Doğuştan mevcut olmalarına rağmen her zaman bebeklikte fark edilmezler. Çocuklukta, ergenlikte veya erişkin dönemde belirgin hale gelebilirler.
Boyundaki her sıvı içerikli oluşum doğumsal kist değildir. Kistin yeri, hastanın yaşı, büyüme öyküsü ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilir. Özellikle erişkinde yeni ortaya çıkan bir boyun kitlesinin nedenini varsaymak yerine araştırmak gerekir.
Tiroglossal kist
Tiroit bezi gelişim sırasında dil kökünden boyundaki yerine doğru ilerler. Bu yol üzerindeki kanal kalıntıları, çoğunlukla boynun ön orta hattında tiroglossal kist oluşturabilir. Şişlik yutkunurken veya dil hareketleriyle yer değiştirebilir. Enfeksiyon sırasında büyüyüp ağrılı hale gelebilir.
Değerlendirmede kistin özellikleriyle birlikte normal tiroit dokusunun varlığı ve yerleşimi de incelenir. Ultrason sık kullanılan ilk yöntemdir; tiroit fonksiyon testleri ve diğer incelemeler gerekli görülen durumlarda eklenir.
Brankiyal kistler ve kanal açıklıkları
Brankiyal kistler, boynun gelişimiyle ilişkili kalıntılardan kaynaklanır ve genellikle boynun yan tarafında bulunur. Bazı kişilerde cilde açılan küçük bir delik veya dönem dönem akıntı yapan bir kanal görülebilir. Enfeksiyon sırasında şişlik, hassasiyet ve kızarıklık belirginleşebilir.
Kistin çevredeki damarlar ve sinirlerle ilişkisi cerrahi planlamada önem taşır. Bu nedenle yalnızca dışarıdan görülen şişliğe bakılarak işlemin kapsamına karar verilmez. Tekrarlayan enfeksiyonlar da değerlendirmede dikkate alınır.
Diğer doğumsal oluşumlar
Dermoid kistler ve lenfatik malformasyonlar da boyunda doğuştan kaynaklanan şişliklere yol açabilir. Lenfatik malformasyonlar, lenf damarlarının gelişimindeki farklılıklardan oluşur ve sıradan bir kistle aynı şekilde tedavi edilmeyebilir.
Bazı lenfatik malformasyonlarda takip, içine ilaç verilerek küçültme işlemi olan skleroterapi veya cerrahi seçenekleri değerlendirilir. Tedavi; oluşumun yapısına, büyüklüğüne, solunum ve yutma üzerindeki etkisine göre belirlenir.
Erişkinde kistik kitle neden ayrıca araştırılır?
Erişkinde boynun yan tarafında saptanan kistik bir kitle, incelemeler tamamlanmadan doğumsal ve iyi huylu kabul edilmemelidir. Bazı baş ve boyun tümörlerinin lenf bezlerine yayılımı da kistik görünüm oluşturabilir. Bu durum, görüntülemede kist tarif edilmesinin tek başına yeterli olmadığını gösterir.
Gerekli hastalarda ayrıntılı KBB muayenesi, endoskopi, görüntüleme ve iğneyle örnekleme yapılır. Bir incelemenin belirsiz sonuçlanması halinde değerlendirme sürdürülür; yalnızca kistin içini boşaltmak her zaman tanı veya kalıcı tedavi sağlamaz.
Tedavi ve ameliyatın amacı
Enfekte bir kistte önce enfeksiyonun kontrol altına alınması gerekebilir. Antibiyotik ve gerektiğinde drenaj kararı muayene bulgularına göre verilir. Akut dönemin düzelmesinden sonra kalıcı tedavi planlanır; şişliğin antibiyotikle küçülmesi kistin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Tiroglossal kistte sık uygulanan Sistrunk ameliyatında kist, bağlantılı kanal dokusu ve dil kemiğinin orta bölümü birlikte çıkarılır. Amaç geride kalabilecek dokulara bağlı tekrarlama riskini azaltmaktır. Brankiyal kistlerde kist ve ilişkili kanalın yapısına uygun cerrahi planlanır. Her doğumsal oluşuma aynı ameliyat uygulanmaz.
İyileşme ve takip
Çıkarılan doku patolojik olarak incelenir. Yara bakımı, aktiviteye dönüş ve kontrol zamanı işlemin kapsamına göre düzenlenir. Kanama, enfeksiyon, iz kalması, çevredeki yapılarda etkilenme ve tekrarlama gibi riskler ameliyat öncesinde görüşülür.
Takipte aynı bölgede yeniden şişlik veya akıntı olması hekime bildirilmelidir. Hızla artan şişlik, yüksek ateş, belirgin yutma güçlüğü veya nefes almada zorlanma varsa beklenmeden değerlendirme gerekir. Ciddi solunum güçlüğünde 112 aranmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi ve takip planı, muayene bulgularına ve bireysel ihtiyaçlara göre belirlenir.
İlgili sayfalar: Boyunda Şişlik ve Kitleler; Boyunda Lenf Bezi Büyümesi; Bademcik ve Dil Kökü Kanserleri; Yutma Güçlüğü